
Türkiye Maden-İş, ''Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi'' amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna madenlerdeki iş sağlığı ve güvenliği konusunda rapor sundu.
Raporda, madencilik sektörünün bürokratik, yasal, finansal, idarelerin olumsuz yöndeki müdahaleleri, toplumda madencilik bilincinin azlığı, devlet politikası bulunmaması, olumsuz yargı karaları ve vergisel nedenlerle sorunlar yaşadığını ifade edildi.
Kanun değişikliği ve çıkarılan yönetmeliklerde sektörün önünün açılması hedeflendiği anımsatılan raporda, ancak hala sektörü ülke kalkınmasına yapabileceği katkının uzağında kaldığı belirtildi.
Raporda, madencilik faaliyetlerinde grizu patlaması, havalandırma, tahkimat ve tozun neden olduğu sorunların yanı sıra gürültü, titreşim, elle taşıma, elektrik çarpmaları, yetersiz aydınlatma, olumsuz hijyen ve psikolojik sorunlar gibi maden işçilerinin sağlık ve güvenliğini olumsuz yönde etkileyen bir çok sorun yaşandığı vurgulandı.
Madencilik sektöründeki kaza türleri incelendiğinde yangın, su baskını, göçük ve grizu ve toz patlamaları gibi toplu ölümlere sebep olan kazaların ön plana çıktığına işaret edilen raporda, doğru havalandırma, tahkimat ve kontrol sistemlerinin bu kazaların önlenmesi ve azaltılmasında en önemli unsur olduğu kaydedildi. Raporda, bu sistemlerdeki eksiklik, dikkatsizlik ve yanlış uygulamaların madenlerde gerçekleşen bir çok kazanın temel sebeplerini oluşturduğuna dikkat çekildi.
-''RİSK YÜZDESİ YÜKSEK''-
Madencilik sektörünün dünyadaki toplam iş gücünün yüzde 1'ini istihdam ettiği bilgisine yer verilen raporda, grizu ve kömür tozu patlamaları, su baskınları ve göçükler nedeniyle toplu ölümlerin yaşanmasının madencilik sektörünü, iş sağlığı ve güvenliği açısından risk yüzdesi yüksek bir sektör haline getirdiği belirtildi.
Kazaların önlenebilmesi için bilimsel ve teknik yatırımların yanı sıra örgütlenmenin ve sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasının, çalışma yaşamı ile birlikte çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamlarının iyileştirilmesinin zorunlu olduğu vurgulanan raporda, işçi sağlığı ve iş güvenliği yatırımlarının da teşvik edilerek desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Raporda, işverenlerin en önemli sosyal sorumluluğunun işçilerin örgütlenme hakkına saygı göstermek olduğu ifade edildi.
Türkiye'de başta mermer ve küçük çapta yeraltı ocakları olmak üzere çok sayıda maden işletmesinin, sendikal örgütlülükten yoksun, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak, teknik elemanın gözetim ve denetimi olmaksızın ilkel koşullarda çalıştığı belirtilen raporda, ''İş güvenliği ve işçi sağlığı kuralları hiçe sayılarak, tamamen emek yoğun, mekanizasyondan uzak çalışma anlayışı çerçevesinde yürütülen bu tarz işletmecilik terk edilmediği sürece, bu kazaların sonu da gelmeyecektir'' değerlendirmesinde bulunuldu.
-''HER AN KAZA OLASILIĞI BULUNAN İŞLETMELER VAR''-
Bugünün koşullarında madenlerdeki kazaların önüne geçilebileceği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:
''Bu çağda, maden işletmeciliğinin bu bilgi birikimiyle, ocak özellikleri ne olursa olsun, yeterli havalandırma sistemi ve gerekli önlemler alındığında cinayet niteliğindeki grizu patlamaları olmaz.
Kömür madenlerinin kabusu olan grizu, ülkemizde de sık sık görülmektedir. Bilindiği gibi, grizu kömür madenlerinde ortaya çıkan yanıcı bir gazdır. Metan ve diğer bazı gazlardan oluşur. Grizu havada yüzde 4-16 oranında bulunduğunda patlayıcıdır. Patlamaya en elverişli oran yüzde 10'dur. Bu karışım dinamit atılması, kömürü kırmak için kullanılan takımlardan çıkan kıvılcım, kibrit, çakmak ve elektrik aletlerinin oluşturduğu ark gibi nedenlerle patlar. Patlama büyük tahrip gücüne ve yıkım etkisine sahiptir.''
Madenciliğin, doğası gereği özellik arz eden, bu nedenle bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren dünyanın en zor ve riskli iş kolu olduğu ifade edilen raporda, maden kazaları incelendiğinde yaşanan olayların teknik, sosyal, ekonomik, eğitim, planlama ve denetim sorunları gibi pek çok nedeni olduğunun görüleceğini belirtildi.
Raporda, ''Ülkemizde, yüksek risk taşıyan, kuralsız ve denetimsiz çalışan, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak, teknik elemanın gözetim ve denetimi olmaksızın, tamamen ilkel koşullarda çalışan pek çok maden işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerde her an kaza olma olasılığı mevcuttur. Yeterli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri almayan bu tür işletmeler bakanlık tarafından kapatılmalıdır'' denildi.
İŞVERENLERE ÇAĞRI-
Raporda, yeraltı maden işletmelerinde çalışacak işçilerin işe başlamadan önce işverence eğitilmelerinin sağlanması gerektiği vurgulandı.
Eğitim sürecinde devlet–işçi–işveren işbirliğinin zorunlu olduğu ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:
''Eğitim günümüzde sadece devletin değil, devletle birlikte yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve sosyal tarafların da sorumluluğundadır. Bu çerçevede, tüm sosyal tarafların üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekmektedir.
Türkiye Maden İşçileri Sendikası olarak kamu ve özel iş yerlerindeki tüm işverenlere açık yüreklilikle sesleniyoruz; iş yerlerinin kapanmaması, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının temini, kayıt dışılığın sona erdirilmesi ve mafyalaşmanın önlenmesi için üzerimize düşen her ne ise bunu sizlerle paylaşarak ortadan kaldırmaya hazırız. Hak ve özgürlüklerin insan onuruna yakışır bir şekilde kullanılabildiği bir ülkede örgütlenmeden ve sendikalardan korkulmaması gerektiğini göstereceğimize yürekten inancımızı bir kere daha tekrarlıyoruz.''
-MADENLERDEKİ GÜVENLİK İÇİN ÖNERİLER-
Raporda, madenlerde iş sağlığı ve güvenliği koşullarının iyileştirilmesine yönelik şu önerilere yer verildi:
''-Devlet, işçi, işveren, üniversite, meslek odalarının eşit düzeyde söz ve karar sahibi olacakları kurumsal bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi oluşturulmalı.
-İş sağlığı ve güvenliği alanında kamusal denetim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Her iki kuruluş sektörün ihtiyaçlarına yönelik olarak yeniden yapılandırılmalı, kadrolarını işletmelerde çalışmış deneyimli maden mühendisleriyle güçlendirmelidir.
-İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemeler hiçbir sınırlama yapılmadan bütün çalışanları ve bütün iş yerlerini kapsamalıdır.
-İş sağlığı ve güvenliği alanında sendikalar dışlanmıştır. Sendikalar bu sorumluluğu almaya hazırdır, ancak sendikaların bunları paylaşması için iş yerlerinde örgütlenmeleri gerekir.
-Çalışan sayısına bakılmadan tüm yeraltı işletmelerinde teknik nezaretçilerin daimi olarak iş yerinde bulunma zorunluluğu getirmelidir.
-Madencilik sektöründeki denetimin, dünyada tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, mutlaka maden mühendisleri tarafından yapılması gerekmektedir.
-Sadece tazminat veya düzeltme amacı değil, aynı zamanda önleme amacı da taşıyan, işveren ve çalışanlar tarafından yürütülen etkili ve kendi kendini finanse edebilen bir kaza sigortası sistemi kurulmalıdır.
-50'den az çalışanı olan işletmelerin ortaklaşa yararlanabilecekleri iş sağlığı ve güvenliği birimleri acilen oluşturulmalıdır.
-Denetim ve ruhsatlandırma farklı bakanlıklar tarafından yapılmaktadır. Kuruluşlar arasındaki koordinasyon eksikliği giderilmelidir.
-AB normlarına ve ülke gerçeklerine uygun uygulanabilir bir İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bir an önce çıkarılmalıdır.
-İş yeri hekimi ve güvenlik uzmanı için öngörülen çalışma süreleri gerçekçi bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.
-Örgütlenmenin ve sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması, çalışma yaşamı ile birlikte çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamlarının da iyileştirilmesi zorunludur.
-İşçi sağlığı ve güvenliği yatırımları teşvik edilerek desteklenmelidir.''
- Arkadaşına Gönder
- Yukarı
- Henüz yorum eklenmedi.
- YORUMLAR
- YORUM YAZ
- Yazdır






Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim - Tasarım: Capitol Medya










