
Medya - 11 Mart 2010 12:27
''Taş Atan Çocuklar Kandırılmıyor!''
Ahmet Altan, polislere taş atan çocuklara verilen cezaları anlatırken çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Taş ve ayna
İnsan bu ülkede yaşarken kaçınılmaz olarak "absürd" anlatım örneklerini hatırlamak zorunda kalıyor.
Adam, trafiğin çok yoğun olduğu büyük bir caddenin kenarında durmuş, karşı kaldırıma geçmeye uğraşıyormuş ama beceremiyormuş.
Bir ara karşı kaldırımda yürüyen bir adam görüp ona seslenmiş.
"Sen oraya nasıl geçtin?" Karşı kaldırımdaki adam cevap vermiş. "Ben bu kaldırımda doğdum."
O kadar çok "ama onlar..." diye başlayan e-mail alıyorum ki aklıma hep bu kaldırım hikâyesi geliyor.
Herkes diğerini suçluyor.
Neredeyse hiç kimse "karşı kaldırımda" neler olup bittiğini bilmiyor.
İstanbul'da yaşayan birinin Diyarbakır'da olanları anlaması mümkün değil.
Orada polislere taş atan çocukları gördüğünde "o çocukların kandırıldığını" düşünüyorlar, o çocuklara ve onları "kandıranlara" kızıyorlar.
O çocuklar kandırılmıyor.
O çocuklar kızgın.
Onlara "taş attıkları" için verilen cezaların arttırılması, küçücük çocukların yıllarca sürecek hapis cezalarına çarptırılması onların öfkelerini yatıştırmıyor, aksine arttırıyor.
Geçen gün Kurtuluş Tayiz de yazıyordu, "dağa çıkma yaşı 14'lere kadar" inmiş, on dört, on beş yaşındaki çocuk evini, ailesini terk edip dağa, ölmeye ve öldürmeye gidiyor.
Geceleri soğuk mağaralarda yatıyorlar, günlerce yol yürüyorlar, yağmurda ıslanıyor, karda donuyorlar, her an bir pusuya düşmeleri, bir havan topuyla parçalanmaları mümkün, her ses, her kıpırtı bir ölüm habercisi olabilir.
Bunları bilerek çıkıyorlar dağa.
Kolay mı bunları göze almak?
"Bu çocuklar kandırılıyor" deyip işin içinden sıyrılmak, düşünmeyi ve soru sormayı engelliyor, bir düşünsel rahatlık sağlıyor insana ama gerçeği anlamasına yardımcı olmuyor.
Bakın, Diyarbakır'da hayat çok zor, işsizlik, parasızlık, yoksulluk, yersizlik, evsizlik...
Ne isterseniz var.
Aman bunun için de çıkmıyorlar dağa. Hepimiz için hayat bir tür "ayna"dır, hayata baktığımızda küçük de olsa, solgun ve silik de olsa kendi yansımamızı görmek, hayatın bizi "kabul ettiğine" dair bir işarete rastlamak isteriz.
İnsanları, yoksulluk, işsizlik, parasızlık çıldırtmaz kolayından, her yerde yaşanıyor bunlar ama insanların "aynasını" kırarsanız, hayata baktıklarında kendi yansımalarını görme imkânlarını yok ederseniz, insanlar bunu kabul edemez.
"Aynasını" kıranı öldürmek ister, onun "yansımasını" hayattan silmek ister, onu yok ederse kendi varlığının hayata yansıyacağını sanır.
Kürt çocuklarının "ayna"sını kırdı bu devlet.
Onların kendi yansımalarını hayatın herhangi bir yerinde görmesine izin vermedi.
Bir insana yapılabilecek en korkunç ve en tehlikeli şeyi yaptı, onları aşağıladı, onların ırkını aşağıladı, onları küçük gördü, onlara sürekli olarak "ben senden daha güçlüyüm" dedi.
Bunu kimse kabul etmez.
Amerikan Kongresi'nin bir komisyonunda bir oy farkla çıkan bir kararla "onurları kırılan" Türkler, bir de Kürtlere yapılanların kendilerine yapıldığını düşünsünler.
Dilinizi yok saysalardı, çocuklarınıza o dili okullarda öğretmenizi yasaklasalardı, evlerinizi bassalardı, köylerinizi yaksalardı, sizi yaşadığınız ülkenin "ikinci sınıf vatandaşı" saysalardı, size efendilik taslasalardı, sizi korkutsalardı, karakollarda dövselerdi ne hissederdiniz?
"Karşı kaldırımda" bunlar yaşanıyor işte.
Sakın "ama onlar başkaldırdı" demeyin, sadece bu cümle bile Kürtlerin nasıl hor görüldüğünü açıklamaya yeter, neden "onlar" başkaldırdı, "onlar" kime başkaldırdı?
İnsan ancak kendisini ezene "başkaldırır", ezilirse başkaldırır, daha o cümlenizle bile Türklerin kimseye "başkaldırmaya" ihtiyaç duymayacak "efendiler", Kürtlerin ise "ikinci sınıf vatandaşlar" olduğunu kabul ediyorsunuz.
İşte sizin bu kabulünüz Kürt çocuklarını öfkelendiriyor.
Onun için taş atıyorlar, onun için dağlara çıkıyorlar.
Onlar başkaldırmak istemiyor, onlar "başkaldıracakları" hiçbir gücün olmayacağı, herkesin kendileriyle eşit düzeyde durduğu bir ülkede yaşamak istiyorlar.
Şimdi "taş atan çocuklara" verilen o insafsız hapis cezaları kaldırılacakmış, bu çok sevindirici, hiç olmazsa hapislerden kurtulurlar.
Ama bu yetmez.
Eğer bu düşmanlık bitsin, bu savaş sona ersin istiyorsanız, o Kürt çocuklarının "aynalarını" kırmayın, baktıklarında hayatın içinde kendilerini görsünler, ırklarını görsünler.
O zaman onlar da çocukluklarını diğer çocuklar gibi yaşarlar.
Hiç unutmayın, o Kürt çocuklarının size bir borcu yok ama sizin onlara "aynası olan bir hayat" borcunuz var.
Ahmet Altan - Taraf
İnsan bu ülkede yaşarken kaçınılmaz olarak "absürd" anlatım örneklerini hatırlamak zorunda kalıyor.
Adam, trafiğin çok yoğun olduğu büyük bir caddenin kenarında durmuş, karşı kaldırıma geçmeye uğraşıyormuş ama beceremiyormuş.
Bir ara karşı kaldırımda yürüyen bir adam görüp ona seslenmiş.
"Sen oraya nasıl geçtin?" Karşı kaldırımdaki adam cevap vermiş. "Ben bu kaldırımda doğdum."
O kadar çok "ama onlar..." diye başlayan e-mail alıyorum ki aklıma hep bu kaldırım hikâyesi geliyor.
Herkes diğerini suçluyor.
Neredeyse hiç kimse "karşı kaldırımda" neler olup bittiğini bilmiyor.
İstanbul'da yaşayan birinin Diyarbakır'da olanları anlaması mümkün değil.
Orada polislere taş atan çocukları gördüğünde "o çocukların kandırıldığını" düşünüyorlar, o çocuklara ve onları "kandıranlara" kızıyorlar.
O çocuklar kandırılmıyor.
O çocuklar kızgın.
Onlara "taş attıkları" için verilen cezaların arttırılması, küçücük çocukların yıllarca sürecek hapis cezalarına çarptırılması onların öfkelerini yatıştırmıyor, aksine arttırıyor.
Geçen gün Kurtuluş Tayiz de yazıyordu, "dağa çıkma yaşı 14'lere kadar" inmiş, on dört, on beş yaşındaki çocuk evini, ailesini terk edip dağa, ölmeye ve öldürmeye gidiyor.
Geceleri soğuk mağaralarda yatıyorlar, günlerce yol yürüyorlar, yağmurda ıslanıyor, karda donuyorlar, her an bir pusuya düşmeleri, bir havan topuyla parçalanmaları mümkün, her ses, her kıpırtı bir ölüm habercisi olabilir.
Bunları bilerek çıkıyorlar dağa.
Kolay mı bunları göze almak?
"Bu çocuklar kandırılıyor" deyip işin içinden sıyrılmak, düşünmeyi ve soru sormayı engelliyor, bir düşünsel rahatlık sağlıyor insana ama gerçeği anlamasına yardımcı olmuyor.
Bakın, Diyarbakır'da hayat çok zor, işsizlik, parasızlık, yoksulluk, yersizlik, evsizlik...
Ne isterseniz var.
Aman bunun için de çıkmıyorlar dağa. Hepimiz için hayat bir tür "ayna"dır, hayata baktığımızda küçük de olsa, solgun ve silik de olsa kendi yansımamızı görmek, hayatın bizi "kabul ettiğine" dair bir işarete rastlamak isteriz.
İnsanları, yoksulluk, işsizlik, parasızlık çıldırtmaz kolayından, her yerde yaşanıyor bunlar ama insanların "aynasını" kırarsanız, hayata baktıklarında kendi yansımalarını görme imkânlarını yok ederseniz, insanlar bunu kabul edemez.
"Aynasını" kıranı öldürmek ister, onun "yansımasını" hayattan silmek ister, onu yok ederse kendi varlığının hayata yansıyacağını sanır.
Kürt çocuklarının "ayna"sını kırdı bu devlet.
Onların kendi yansımalarını hayatın herhangi bir yerinde görmesine izin vermedi.
Bir insana yapılabilecek en korkunç ve en tehlikeli şeyi yaptı, onları aşağıladı, onların ırkını aşağıladı, onları küçük gördü, onlara sürekli olarak "ben senden daha güçlüyüm" dedi.
Bunu kimse kabul etmez.
Amerikan Kongresi'nin bir komisyonunda bir oy farkla çıkan bir kararla "onurları kırılan" Türkler, bir de Kürtlere yapılanların kendilerine yapıldığını düşünsünler.
Dilinizi yok saysalardı, çocuklarınıza o dili okullarda öğretmenizi yasaklasalardı, evlerinizi bassalardı, köylerinizi yaksalardı, sizi yaşadığınız ülkenin "ikinci sınıf vatandaşı" saysalardı, size efendilik taslasalardı, sizi korkutsalardı, karakollarda dövselerdi ne hissederdiniz?
"Karşı kaldırımda" bunlar yaşanıyor işte.
Sakın "ama onlar başkaldırdı" demeyin, sadece bu cümle bile Kürtlerin nasıl hor görüldüğünü açıklamaya yeter, neden "onlar" başkaldırdı, "onlar" kime başkaldırdı?
İnsan ancak kendisini ezene "başkaldırır", ezilirse başkaldırır, daha o cümlenizle bile Türklerin kimseye "başkaldırmaya" ihtiyaç duymayacak "efendiler", Kürtlerin ise "ikinci sınıf vatandaşlar" olduğunu kabul ediyorsunuz.
İşte sizin bu kabulünüz Kürt çocuklarını öfkelendiriyor.
Onun için taş atıyorlar, onun için dağlara çıkıyorlar.
Onlar başkaldırmak istemiyor, onlar "başkaldıracakları" hiçbir gücün olmayacağı, herkesin kendileriyle eşit düzeyde durduğu bir ülkede yaşamak istiyorlar.
Şimdi "taş atan çocuklara" verilen o insafsız hapis cezaları kaldırılacakmış, bu çok sevindirici, hiç olmazsa hapislerden kurtulurlar.
Ama bu yetmez.
Eğer bu düşmanlık bitsin, bu savaş sona ersin istiyorsanız, o Kürt çocuklarının "aynalarını" kırmayın, baktıklarında hayatın içinde kendilerini görsünler, ırklarını görsünler.
O zaman onlar da çocukluklarını diğer çocuklar gibi yaşarlar.
Hiç unutmayın, o Kürt çocuklarının size bir borcu yok ama sizin onlara "aynası olan bir hayat" borcunuz var.
Ahmet Altan - Taraf
Medya Kategorisindeki Diğer Haberler

Taraf yazarı Ahmet Altan toplumun, somut bir getirisi olmadığı halde birçok sorun yaratıp çözmemekteki ısrarının psikolojik olduğunu yazdı...

Vatan yazarı Can Ataklı'dan şaşırtıcı davranış! EVET diyen arkadaşına çok sinirlenen Ataklı bakın neler yaptı...

Ertuğrul Özkök yine tarihi yazılarından birine imza attı bugün. Özkök hükümete şok bir uyarıda bulundu...

Milliyet gazetesine hangi ünlü medya patronu talip oldu? İşte detaylar...

CHP'nin Ele Gçirdiği son ankete göre' EVET' mi önde yoksa 'Hayır' mı önde işte ayrıntılar

Haftalık mizah dergisi Leman, Başbakan'ın basketbol maçına gitmesiyle şovları engellenen ponpon kızları ve Pakistan dramını kapağına taşıdı. İşte o kapak...
Son Dakika
Anayasa değişikliğini muhalefetin bir seçim ve güven oylamasına dönüştürmek istediğini belirten AK Parti Alanya İlçe Kadın Kolları Başkanı Mine Karagöz, paketinin içeriğine ilişkin ciddi söylemlerde bulunamadığını söyledi. Konuyla ilgili yaptığı aç
Ağrı'da konuşan Başbakan Erdoğan yargı üyelerinin ses kaydına dikkat çeken Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na da bukelamun benzetmesi yaptı.
Çevre ve Orman Bakanlığı, Fethiye Körfezi'nin temizlenmesi için çalışma başlattı. 2 etap halinde yapılacak körfez temizliğinin ilk aşamasında körfeze akan 13 derenin ıslahı sağlanacak. Ziyaretlerde bulun
Borsa tüm zamanların rekoruyla kapandı...
Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov'un Cumhurbaşkanlığı titri yerel parlamentoda oy birliği ile kaldırıldı. Bir ülkede tek Cumhurbaşkanı olması...
Balıkesir'de geçen dönemlerde vatandaşlardan toplanan asfalt paraları artık alınmayacak. Belediye meclisi eylül ayı toplantısında, asfalt parası ödeyenlerin vergi ve su faturalarından düşürüleceği karara bağlandı.Eylül ayı meclis topl
Hukukçular Birliği Vakfı tarafından oluşturulan ve 'Demokrasi Yolcusu' adı verilen 'evet' otobüsü Bayburt'a geldi. Hukukçu
Kurtuluş mücadelesi yıllarında Mustafa Kemal Atatürk'ün Sivas'a gelişi temsili olarak canlandırıldı. Karşılama töreni bu yıl mesafe kısaltılarak Ak – Su Park önüne alındı. 4 Eylül Sivas Kongre
Dünya Basketbol Şampiyonası A Grubu son karşılaşmalarında Angola ile Avusralya karşı karşıya geldi. karşılaşmanın ilk yarısını Avustralya 39-29 önde...
AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren referandumun bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bölge halkının duy...
Medya Takip Merkezi'nin (MTM) 44 ulusal gazetede yaptığı araştırmaya göre; gazetelerde yayınlanan haberlerin yüzde 27'si 'evet'i, yüzde 25'i de 'hay...
ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen'ın Türkiye'ye geleceği öğrenildi.
Manisa'nın Kırkağaç ilçesinde 2010 SBS-7'de Türkiye birincisi olan öğrenciler, Kaymakam Ali Sırmalı tarafından ödüllendirildi. Kaymakam Sırmalı, 500...
Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanı Abdülkadir Çıkmaz, Ocak-Ağustos 2010 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 2...
Zonguldak'ın Ereğli İlçesinde faaliyet gösteren 19 Nolu Çilek Halk Otobüsçüleri Kooperatifi Başkanı Murat Akyüz, Ereğli'ye yeni katılan mahallelere y...
Şanlıurfa'da bir araya gelen 47 sivil toplum kuruluşu, yaptıkları açıklama ile referandumda evet oyu vereceklerini açıkladı. Bahçıvan İş Merkezi önün...
Edremit Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, filosuna bir ani müdahale ve malzeme aracı kattı. Bu araçla özellikle kurtarma ve araç kazalarına daha hızlı müdahale edilebilecek.Özel tasarlanan
Gözaltına alınan Baki S. Cumhuriyet Savcısı'na ifade verdikten sonra serbest kaldı, arkadaşı gözaltına alındı.
Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, "'Aleviler 'evet' diyor, 'hayır' diyor demek etik değil. Çünkü Alevi toplumunun nüfusu Türkiye'nin...
Kimse Yok Mu Derneği Balıkesir Şubesi, son 80 yılın en büyük sel felaketini yaşayan kardeş ülke Pakistan'a iki kamyon gıda ve malzeme yardımı gönderd...
Sakarya'nın Ferizli ilçesi Gölkent beldesindeki Akgöl'de toplu balık ölümleri yaşanıyor. İrili ufaklı çok sayıda balığın öldüğü gölden numuneler alan...
Geçen yıl ani bir şekilde hayatını kaybeden Pop'un Kralı Michael Jackson'ın son günlerini geçirdiği Los Angeles'taki evine bir hipnoz uzmanı talip oldu.
Çanakkale Boğazı, dev yüzer havuz un geçişi sebebiyle çift yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı. Danimarka'dan
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, anayasa değişikliği referandumunda "hayır" çıkması durumunda Türk ekonomisine za...
Kara Kartalın sansasyonel transferi Guti, Beşiktaş Dergisi'ne çok özel açıklamalarda bulundu.
Halkalı'daki hain saldırıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı.
Bu Akşam Ekrana Gelecek Yapımlar...
Diyarbakır'da yarın miting yapacak olan Başbakan'a 127 STK'dan çağrı: "Eylemsizliğin heba edilmemesi için kaygılarımızı gider"
ABD Genelkurmay Başkanı Mullen yarın başkente geliyor.
Türkiye'de sualtı arkeoloji çalışmalarında ilk kez kullanılan su altı robotu önemli arkeolojik bulgulara ulaştı.
Gelişen ülkelerin artan talebi ve ABD, Avustralya gibi ülkelerdeki üretimin azalması, küresel et fiyatlarını 20 yılın zirvesine taşıdı.
Dünyanın en yüksek bayrak direği Azerbaycan'da dikildi.
5 Ağustos'tan beri yeraltında mahsur kalan 33 madenci içki ve sigara istedi. İstek NASA tarafından reddedildi.
ABD'nin, Irak'taki ağır teçhizatı için Türkiye’den transit geçiş izni talep edeceği bildirildi.
Ardahan Valisi Mustafa Tekmen, merkez Sugöze Köyü mevkiinde bulunan Yükseköğrenim Kredi Yurtlar Kurumu'na ait öğrenci yurtlarını denetledi.
Yozgat'ta vatandaşlar Ramazan ayında iftarlık için tavuk ciğeri ve taşlığı tercih ediyor.
Bolu'da meydana gelen trafik kazasında 1 kişi öldü, 1 kişi ağır yaralandı. Kazada yolun kenarında yürüyen anneanne ve torunu ölümden döndü.
Erzurum Aziziye Belediye Başkanı Fatih Cengiz, yaz döneminde yaklaşık 20 bin metrekare kilit taşı ve 3 bin ton civarında asfalt ve yama çalışması yaptıklarını belirtti.
Tunceli'de PKK'lı teröristler, karakol çevresinde keşif yaparken tespit edildi.
Başbakan Erdoğan, son günlerde internet sitelerine düşen yüksek yargı üyelerinin konuşmalarına değinerek, kirli tezgâhların ortaya çıktığını söyledi.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim - Tasarım: Capitol Medya
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim - Tasarım: Capitol Medya










