
Aktifhaber/ÖZEL
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK) “Irak’ın Kuzeyi: PKK Terörü Sorunu ve Sınır Ötesi Operasyon Raporunun” ilk bölümünü dün yayınlamıştık.
Bugün ise rapordaki “Sırın Ötesi Operasyon: Nasıl ve Ne zaman?” başlığını taşıyan bölümün ana hatlarını yayınlıyoruz.
Türkiye’nin bugüne kadar Kuzey Irak’a 24 kez sınır ötesi operasyon yaptığı belirtilen raporda, bu operasyonlar ve sonuçları anlatıldıktan sonra Kandil Dağı’na yapılacak muhtemel operasyonun bilançosu ve başarı-başarısızlık ihtimalleri üzerinde duruluyor.
Türkiye Irak’a ilk operasyonu 1983’te yaptı. Operasyon Ankara ile Bağdat arasında “Sınır Güvenliği ve İşbirliği Anlaşması” imzalandıktan sonra gerçekleştirildi. Anlaşma, Türkiye’ye “sıcak takip” hakkı veriyordu. Böylece Türkiye 7000 kadar askerle sınırı 5 km kadar geçti.
Aralıklarla komando birlikleri ve hava saldırıları şeklinde süren operasyonlar sonucunda 1991 yılında, yerel Kürt grupların da desteğinin sağlanmasıyla, Dohuk, Erbil, Zaho, Selahaddin şehirlerinde Türk İstihbarat birimleri kalıcı olarak yerleştirildi.
En Kapsamlı Operasyon BALYOZ Operasyonuydu
Genelde 5-15 bin arası askerle yapılan 24 operasyonun en kapsamlısı 1997 yılında yapılan Balyoz Operasyonuydu. Bu operasyona hava desteği altında 35 bin asker katıldı. Askerler bütün bir yazı Irak’ın içlerinde geçirdi. Operasyon sürerken 10 bin asker desteği daha verildi.
Eylül ayı geldiğinde ise tank desteği barındıran 10 bin asker daha Irak’ın içlerine girdi. Ekim’in ikinci haftası Türk askeri geri döndü. Sınıra 1000 asker yerleştirildi TSK iki helikopterini kaybetti.
Beklenen Sonuç Bir Türlü Alınamadı
Ancak tüm bu büyük operasyonlara rağmen PKK bir türlü bitirilemedi. Dev büyüklükteki Balyoz Operasyonu’ndan iki yıl sonra, yani 97’de bu kez 20 bin askerle Çekiç Operasyonu yapıldı. Bu operasyonunda KDP de Türk askerine destek verdi.
Bu operasyon da beklenen sonucu vermedi bu kez bir yıl (1998) sonra, 15 bin askerle Murat Operasyonu yapıldı. Bir yıl sonra (1999) tekrar hava ağırlıklı Sandviç Operasyonu gerçekleşti.
TSK’nın en üst düzey operasyonu ise çok sayıda generalin katıldığı 1995’teki Zeli Kampı’nın hedef alındığı 35 bin askerle gerçekleşen ve 60 km kadar Irak sınırına ilerlenen Çelik Operasyonuydu. Bu operasyon da istenen sonucu vermemişti.
Oysa operasyonların hepsine etkileyici isimler verilmiş ve; “kökü kazınacak”, “tepelerine balyoz gibi inildi”, “bu sefer ileri bitecek”, “4000 terörist kuşatıldı ve imha edilecek” gibi vaatlerle başlanmıştı.
Peki Operasyonların Maliyeti?
Yerel Kürt grupların desteği, Barzani ve Talabani’nin zayıf olması, OHAL ve sınırsız maddi desteğe rağmen operasyonlar neden istenen sonuca ulaşamamıştı? Üstelik operasyonlarda hem çok sayıda şehit verilmiş hem de son derece pahalı olmuştu. Ayrıca operasyonlarla ilgili “net” bilançolar açıklanmadı.
Şuan Kandil Dağına Birlikler İlerlerse
Türkiye şuan yapılacak bir sınır ötesi operasyonda geçmişteki avantajlara sahip değil.
Kandil Dağı, Türkiye sınırına uçaklarla 5 dakika mesafede ancak sınıra yakın hava üssü kurulmadığı için en yakın üs (Diyarbakır-Malatya) 456 kilometre ötede bulunuyor. Bu hava desteğini zayıflatıyor.
Kandil Dağı dar geçitler ve pusu kurulmasını kolaylaştıracak türden. Askerler 1 km boyunca tuzaklar içinden yürümek zorunda. Yükseklik 3000 metreye kadar çıkıyor.
Bölgedeki PKK kamplarından önemlileri, “Masum Korkmaz Askeri Akademisi” ve “Haki Karer İdeolojik Eğitim Akademisi”ni ağır silahlar ve uçaksavarlar koruyor. İki kampta 2005 rakamlarına göre 3 binden fazla kaleşnikof, 10 bin el bombası, 242 roketatar, 13 uçaksavar bulunduğu tespit edildi.
PKK’nın Kuzey Irak’ta 5000 militanı olduğu söyleniyor. Ancak bu rakamın 3 hatta 2 bin olduğunu iddia edenler var. Ancak bunların hepsi Kandil’de değil. Yani Kandil’deki tüm teröristler öldürülse bile “PKK bitti” denilemez.
Çok Şehit Verilip Az Terörist Yakalanırsa
Kandil Dağı, vadi ve çevre tepeler çok sayıda mağara ve kaya oyuklarıyla dolu. Vadi düzenli ordunun ilerlemesini zorlaştıracak zig zaglar içeriyor. Maddi boyutu bir tarafa düzenli ordu için böylesine olumsuz şartlarda “çok sayıda şehit verip az sayıda terörist yakalama” olasılığı da mevcut.
Dağın etrafı çok geniş 50 km çaplı bir kuşatma gerekli. Bunun için de 50 bin asker gerekiyor. Ancak az sayıda ve hareketli profesyonel askerler kullanılabilir.
Operasyonda İran’dan top ve füze atışı ile bazı stratejik noktaların tutulması, gizli operasyonlarla besleme yapılması gerekiyor.
Geçmişin aksine Türkiye bu operasyonda Kürt desteğine sahip değil. Barzani ve Talabani operasyona izin verilmeyeceğini açıkladılar. Kandil dışındaki PKK’lıların “peşmerge kılığında” oldukları dikkate alındığında operasyon daha riskli ve getirisi daha düşük türden olacak.
Sadece Kandil Operasyonu Yetmez
PKK sadece Kandil’de değil bölgedeki diğer yerlerde de kamplara sahip. Genelkurmay’ın raporlarına da yansıyan verilere göre PKK Kampları şöyle:
Harun Kampı, Tang-i Shiwadiza, Kenicenge Kampı, Bokrisan Bölgesi, Levje Köyü, Enze Köyü, Sarı-ı Sule Dağı, Gırnako ve Pişteşan Bölgeleri, Zargali Köyü, Kurtak Köyü.
Örgütün, Kandil’in dışında bu kadar geniş bölgeye yayılması bir operasyon değil “operasyonlar dizisini” gerekli kılıyor. Ve 50 bin kişilik hareket kabiliyeti sınırlı birlikler yerine vurucu timlerle operasyonun yapılmasını avantajlı hale getiriyor.
Operasyonun Diğer Riskleri: İlk ABD’li Kanı Dökülebilir
Türkiye Operasyona ABD’ye rağmen meydan okuduğu izlenimi verirse bunun siyasi maliyeti olacağı kesindir. Amerikan askerleriyle sıcak temas ihtimali de sıkça telaffuz ediliyor. ABD-Türkiye ilişkilerinde “ilk kan” dökülecekse bunun muhasebesi iyi yapılmalı
AB ile müzakereler sürerken atılacak her adım daha dikkatli izlenecektir.
Kandil Dağı’na yapılacak saldırı, içeride yapılacak PKK saldırıları ve ayaklanma girişimlerinin gölgesinde kalabilir. Yani Türkiye, içten ve dıştan kıskaca alınabilir.
Iraklı Kürtlerin, ABD-İngiltere ve İsrail eğitimi aldığı düşünüldüğünde Türkiye’ye ders vermek isteyen bazı çevrelerin PKK’ya destek verebileceği ihtimali biliniyor.
Operasyonlar iç siyasete alet edilebilir, hükümet zayıflar ve istikrarsız dönem başlayabilir.
PKK Sınırlarımızı Yol Yaptı
Kandil Dağı dışında PKK’nın Türkiye içinde militanları bulunduğu unutulmamalı. Güvenlik güçlerinin rakamlarına göre son 2 yıl içinde 2000’den fazla PKK’lı Türkiye sınırını aştı.
Bu durum asıl operasyonun Türkiye içinde yapılması gerektiğini gösteriyor. Yani PKK’lılar Kandil Dağı’ndan toplam 600 km mesafe yürüyerek Van, Tunceli ve diğer yerleşim birimlerine girdiler. Bu Türkiye’nin sınırlarını korumada ciddi zafiyeti olduğunu gösteriyor.
PKK’lıların kamplardan ayrılıp, yürüyerek Türkiye’ye rahatça sızdıkları Kandil Dağı’nın bazı illere uzaklığı şöyle:
Malatya: 626 km
Tunceli: 571 km
Elazığ: 565 km
Diyarbakır: 450 km
Mardin: 370 km
Şırnak: 242 km
Siirt: 28 km
Hakkari: 120 km






Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim - Tasarım: Capitol Medya










